21 Kasım 2015 Cumartesi

Geçmiş Günlerin Dedikodusu | Köy


Köye giderken başka köylerden geçiyoruz. Göl vb şeyler gördük mü de duruyoruz. :)
 Mavinin  huzur olduğunu kabul edelim :)


Kasımın neredeyse bitirdik ve güneş hala tepemizde ne kadar da şanslıyız bu yıl ...


Köyümüze giriyoruz ve bizi karşıladığı his/hisler tüm benliğimizi sarıyor ! mesela ;
terk edilmişlik hissinin somut haliydi bu evin penceresi ! İçinde yaşayan yok. Ya bu dünyadan göçüp gitmiş ya da bir şehre göç etmiş ... Sordum ama hatırlayan yok. O kadar uzun zaman geçmiş.


Alaçatı da ki kapılar öyle iç açıcı ki insanı  fotoğraf çektirmeye özendiriyor ; kabul ! Ama çok başka kapı - pencereler de var. İçlerinde bin bir hikaye ... 


Köy aslında şimdiye kadar kurumalıydı yani yeşil bir dal bile kalmamalıydı ama yeşiline direnen de yok değildi :)


Sarısı , dağı , taşı baskın bir köy bizimkisi ...


Günübirlik bir gezintiydi payıma düşeni aldım ve oradaki görevimi yerine getirdim geldim :) 


Mutlu hafta sonları  :*



17 Kasım 2015 Salı

Okuma Halleri | Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali


Bu kitap öyle bir kitap ki ; nefret edeni de çok , aşık olanı da ... Kimileri yazım hataları ile dolup taşan  , abartılan değersiz bir yapıt olarak görürken kimileri de bazı kitaplar vardır bir kez okumak yetmez , tekrar tekrar okumak istersiniz ya işte öyle bir yapıt diye yorumluyor. 

  Ben Sabahattin Ali yi seviyorum , birikimini , duygusunu , sadeliğini seviyorum. Asla beni pişman etmeyen bir yazar ve her kitabında beni derinden etkileyen cümleleri vardır. Beni etkisi altına alan ve bana bir şeyler katan  Sabahattin Ali 'nin bu kitabını da çok severek okumuştum. Buraya da eklemek istedim , dönüp dönüp altını çizdiğim satırları okumak istiyorum çünkü o satırlar çoğu zaman bana ve duygularıma ayna tutuyor...





- insanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı... Bir de ben bu halimle kalkıp başka bir insanın kafasının içini tahlil etmek , onun düz veye karışık ruhunu görmek istiyordum. Dünyanın en basit , en zavallı , hatta en ahmak adamı bile , insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!... Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri sanıyoruz?

- Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?

-Hiçbir şey beni , hakkımdaki bir kanaati düzeltmek mecburiyeti kadar korkutmazdı.

-Dünyada bana hiçbir şey , tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.

- Bir insanın diğer bir insanı , hemen hemen hiçbir şey yapmadan , bu adar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?

- Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar , bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim...Bu hal gerçi birçok fırsatları kaçırmama sebep olurdu , fakat fazlasını isteyerek talihimi ürkütmekten her zaman çekinirdim.

-Aradığınız insan daima bu geceki gibi , istediğiniz yerde yolunuza çıkmaz ki...

-Eskiden her insan hakkında , hiçbir esasa dayanmadan , sırf mukavemet edilmez bir hissin , bir peşin hükmün tesiriyle nasıl : "Bu beni anlamaz!" demişsem , bu sefer bu kadın için , gene hiçbir esasa dayanmadan , fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak : "İşte bu beni anlar!" diyordum...

- Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak ; herkesten daha çok , daha kuvvetli yaşadığını , bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak...Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek , onu bekleyerek yaşamak.

- Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar , vazifelerini yapıyorlar , hayata bir şey ilave ediyorlardı. Ben neydim ? Ruhum , bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu ?  ... Muhakkak ki dünyanın en lüzumsuz adamıydım. Lüzumsuzluğuma, faydasızlığıma bu andan itibaren inandım. Ara sıra hayata tekrar döner gibi olduğum , yaşadığımı zannettiğim oldu .

- Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum . Kaybedilen en kıymetli eşyanın , servetin , her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde , " Bu öyle olmayabilirdi !" düşüncesi , yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.

-Her şeyi , her şeyi , bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere saklamalı...

16 Kasım 2015 Pazartesi

Geçmiş Günlerin Dedikodusu | Romantiklik , Hamaratlık


Sevdiceğimden doğum günümde tek istediğim , o gün baş başa olacağımız , bol sohbet edeceğimiz , hayallerimizi dökeceğimiz bir masada yemek yemek . Romantik yemek değil tıka basa doyacağımız , rahat olacağımız bir yemekti zira romantik yemekleri yıl dönümlerine saklıyorum. :)))  Zaten benim doğum günüm değil mi ben ne seversem o olmalı dimi ? O yüzden yeri ben seçtim :) 
Sonuç ; tavuk - patates kızartması - bira ^_^


Ama özel günler olunca elbet ucundan bir romantiklik yakalıyor canım aşkım. Kapıda beklemeler , arabanın kapısını her inmem de binmem de açmalar ve kasımda papatyamsı çiçek arayıp bulmalar gibi beni iyice kendine aşık edip , salaklaştırmalar işte :) 


Hediye olmuyor mu ? Oluyor !  İstemiyoruz yani bir beklentimiz olmuyor ama ikimizde hiç boş geçmiyoruz doğum günlerini . Benim bu yıl ki inşallah ömürlük hediyem şu idi ; Jackie ohh <3 


Eveet doğum gününün dedikodusunu sonlandırdıktan sonra ev içi aksiyonlarımızdan bahsedebilirim ; Kahve çekirdeği kurabiyesi yani çatlamasalardı öyle olacaklardı.


birde şöle bir kurabiye yaptık bu ilk görselden daha lezzetli ve ağızda dağılan bir kurabiye oldu. ilki biraz sertçeydi ...



Yani ben böyleyim ; ya sevdiceğimleyim ya da evdeyim. Alışverişe çok çıkmıyorum artık , eksik olmadıkça kozmetiğe bulaşmıyorum. Tembelim aslında ama bir yerden dirilmek istiyorum . Mesela kpss geçmiş yılların sorularını didikleyecek çözmek iş genel kültüre gelince sürekli okuma yapmak gibi planlarım var. İnanarak yapacağım bu sefer .. Kaybedecek bir şeyim yok işssizdim olmazsa yine işsiz olacağım ama sevdiceğim hep yanımda olacak inşallah :) Her şey başka şeylerle güzel olacak. Bu blogda belki ruh hallerimle dolup taşacak umarım keyifle okumaya devam edersiniz :)




Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!
Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.
Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.
Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!
Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.
Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.
Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.
Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!
Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor.
Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!
Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.
Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!
Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.
Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz. Ürün alternatiflerini görmek için tıklayınız.
KAYNAK: www.uplifers.com

Bir boomads advertorial içeriğidir.

13 Kasım 2015 Cuma

Uygun Fiyatlı Kozmetik | Dudak Kalemi


Dudak kalemleri ile aranız nasıl ?  Eğer çok iyi değilse ve elimin altında bir iki tane bulunsun diyorsanız size uygun ama işe yarar bir marka tavsiye edeceğim. Kullanmayacağınız , köşede bekleyecek ürünlere öyle paralar dökmeye gerek yok diye düşünüyorum. Bayadır konuşuluyor Emily dudak kalemleri - Gratislerde 3 tl gibi bir fiyata satılıyor. sürüm kolaylığı , yumuşaklığı , yapısı , renk verişisini çok sevdim ama çok kuruyan dudaklarınız var ise uzak durun ... Kurak iklimlerde çatlayan tarlalar olur ya öyle gibi bir görüntü çıkıyor ortaya. Ama lip balm üzerine uygularım derseniz gideri var . Ben ıslak görünümlü,nemli,ışıltılı dudak sevmediğimden öyle uygulamıyorum.


Benim aldığım numaralar 201- 208. Sadece bunlar vardı da ondan eğer çeşit çok olsaydı hepsini alacaktım. Çünkü dudaklarımı çerçevelemeyi öğrendim :))) Ortaya çıkan görüntü de çok hoşuma gitti. Elimdeki rujlar genelde doğal tonlar  ama pembe tonlar da yok değil bu yüzden 201 benim joker kalemim. Cansız pembelerime bile can katar nitelikte. 208 ise kendi başına saçma durdu dudaklarımda fakat kahverengi tonunda olan 1 rujum ile karıştığında inanılmaz yumuşak bir kahve tonu çıktı ortaya o yüzden sevdim ama elim az gider. 


Benim Emily dudak kalemleri hakkındaki yorumlarım böyle idi. Biliyorsunuz ki herkesin kendi dudak rengi farklıdır ve ben uyguladığımda bir ton çıkar siz uyguladığınızda sizde başka bir ton çıkar bu yüzden almadan önce gidin ve deneyin. 

12 Kasım 2015 Perşembe

Geçmiş Günlerin Dedikodusu | Kasım.


2 yıl önce aldığım elbiseyi giymek bu yıla kısmetmiş. Gidip geldiğime değmeyecek 2 günlük  Antalya seyahati yaptık. Ailem ve sevdiceğim ile birlikte . 
 Düğünlerine davet edildiğimiz çiftimize de 1 ömür boyu  mutluluklar olsun. 


Önü arkası dolu günlerim oldu ki bu günler hiç şüphesiz hastalık getirecekti !
 Öyle de oldu hastalandım . 2 sprey 2 kutu hap , ateş , mide bulantısı  derken bir hafta yatmama sebep ... 


İnsanlar beni ve hayatımı ne zaman zora soksa tasavvufa yöneliyorum. Çünkü baş edemiyorum. Yalan diyorum herkes gibi dünyaya ve bende bazen zayıflıklarım ve nefsim yüzünden dağıtıyorum ama kimsenin hayatına dil uzatmıyorum. Kimsenin hakkını yemiyorum , ayrımcılık yapmıyorum ! Kimsenin göz yaşına sebep olmuyorum ama olanlar var ya onların vay haline diyorum ve acıyorum...
 Muhyiddin Şekur ve Gölgeler koridoru hep elimde , aklımda ... 
Sizi de tanıştıracağım bu ilaç gibi gördüğüm kitapla... 


Sonra zaman geçiyor azıcık dizginleniyorum. Parlamak ve sönmek evresi... Sönmeyip ne yapacaksın hayat akıyor , olacak ile öleceğe çare olmuyor , insanlar değişmiyor.... Sen sen olmaktan çıkma diyorum , sen iyi ol bırak onlar kötü olsun... Hafifliyorum..


Hayatıma gölge edenlerin varlığı ile şikayetlenmektense onlarla baş ederek yürümeye çabalıyorum.. Nabza göre şerbet vermeli...


Sora tam da bugün , 12 kasım oluyor . Her şeye herkese rağmen iyi ki doğmuşum dedirten bir adamın sevgisiyle hayat buluyorum . Onun bu sevgisine her şey değer gerisi var ya gerçekten fasa fiso...


Bugünü sevdiceğimle başbaşa tavuk + bira eşliğinde kapatırsam benden mutlusu yok . Sünger çekicem de gereksiz tüm olumsuzluklarıma  :) Sonra gelsin sıradaki ... Her şey güzel olacak masalıma yeniden başlayalım mı ?

Öpüyorum hepinizi iyi ki blog var iyi ki sizler varsınızz....